Ziyaretten Müstakil
‘In order to define your hazine , you must first hazine your define.’
Ardem Temelanaliz
Ardem gerçekten parodik bir karakterdir. Geçmişten gelen bir mürfezeye benzer... Ama bilmediği de yoktur , manzuma susamış bülbül misali- gülü ispiyonlayan da odur...
Ancak herşeye rağmen Ardem’in herkesin bildiği gizli bir hastalığı vardır. Tıp dilinde ‘Numdorin Gatarine’ olan Ardem’in hastalığına halk dilinde biz kısaca ‘kıssa kemıl’ diyoruz...
Biz bu gün zavallı ardem’i ve hastalığını konuşacağız , tabiri caizse iki yudum katedral içeceğiz Ardemin yaşamından... Hazır mısınız?
Ardem soğuk savaş döneminde buzlu çay köyünde dünyaya geldi. Doğduğunda normal bir çocuk gibi görünüyordu. Ancak dikkatli bakanlar onun diğerlerinde kıssa olduğunu anlamakta zorlanmadılar. Nüfus memuru onun ne çanlar çalacağını gördüğü gibi anladı mesela, zaten ismi gibi çok yaşasın dedi. Onun erdemsiz bir adam olduğunu söyleyenler hatta arsız olduğundan şüphelenenler çıkmadı değil. İlk ve ortaçağını Buzlu Çay Köyünde bitiren Ardem , özellikle Edebiyat dersindeki üstün başarısızlığı yüzünden dönemin önde gelen tanklarından 0-100 km 5 s ‘ın dikkatini çekti. Okuldan atıldı ve Orduya alındı. Oradan Samsun’a geldi, orada bir süre 216 olarak çalıştı. Ancak aklında hep Kıssa Kemıl vardı. Bir gün bir arkadaşı ile satranç oynarken file binip kaçtı, bir daha da kendisinden haber alamanımadı.
Bu kıssa acıklı hayatı kısaca tanıdıktan sonra şimdi Ardem’i diğer insanlardan ayıran en büyük özelliğini Kıssa’lığını kısaca perdeleyelim.
Öncelikle bu hastalığın bütün diğer hastalıklardan yaşam formlarından gezegenlerden imla hatalarından zivagotlardan ya da her türlü anlamsız kelimeden daha kötü bir hastalık hatta haftalık olduğunu söyleyerek işe başlayalım. Ardem’in hastalığı bu kadar boktan bu kadar çoktan seçmeli olmasına rağmen anlatılması gerçekten güçtür. Bu hastalık bir yönüyle milyonda bir görünen YTL hastalığına benzer. Ancak inanılması güç ancak, bu hastalığa Ardem’den başka yakalanan olmamıştır. Kaçmayı başaramayanlar verimli döller veremeyecek durumdaymış. Murattiye uğramış gibi yaşama şansları oldukça azdı. Azmadan duran bir tek Ardem’di ve nasıl bir ihtarustur ki tek yaşayan da o oldu. Ardem hayatı boyunca bir filtre gibi yaşadı bu hastalık yüzünden ama yine de diğerleri gibi duman olmadı.
Bu hastalık olmasaydı Ardem ne olurdu diye sorabiliyor muyuz kendimize? Ben bundan yaklaşık 3 yıl önce muharrep bir umutsuzluk anında, bir çıkpran anında bu soruyu sorma cesaretini gösterdiğimi hatırlarım. Gazetedeki köşemde bu soruyu sorduğumda , Ardem’den ve Kant’tan başta olmak üzere öyle acayip mektuplar aldım ki , çok büyük bir hata yaptığımı anladım. Verilen cevapları çok iyi hatırlamasam da , büyük bir ihtimalle iyi şeyler yazmıyordu. Ancak hiç unutmadığım bir cümle var ki, Ardem , eğer kıssa kemil olmasaydı , yaşayamayacağını söylemişti yanılmıyorsam.
Artık bugün tıp bilim ve mülüm geliştiğine göre Orta Çağ düşüncesinden çıkmamız gerekir. Ben üç yıl önce korkuyordum ama artık korkmuyorum ve cesurum. O yüzden hatta cüretkarım. Öyle soruyorum, cevap almasam da korkmuyorum. Ardem Kısa Kemil olmasaydı ne olurdu?
Araya biraz cuvukluk gibi biraz labukluk gibi olucak ama kısa kemil yoksa uzun 2000 içerdin.. Bu ne lan y2k sendromu mu yoksa down sendraomu mU? Neyse bir sinirlenmeden , hiddetlenmeden, öfkelenmeden, tekrar etmeden kaldığımız yerden , tam burdan devam edelim. Bütün vahşetimizi yüzümüze yerleştirip Cextprom... Belki son cümlemiz biraz ağur oldu ama Sardem olmasa kıssa kemil olmasa Zeynağ Kamil olmasa böyle sorularla uğraşmak insanı tatuka yapıyor. TAB iri caizse Kıssa’dan Hisse aldım.. Tıpkı Hisse senetleri batan bir gemi gibi ben de balığa çıktım.
Atha hatta ekmek teknesi batan bir denizdeki martılar gibi sevindim.
Çünkü ben bu kıssa filmin son8unu gördüm. Elim çarptı ben de beğendim. Çünkü ben Ardem’i anlamaya çalışırken kendim de kısaldım.
Belki de tam tersi oldu, yani ben kısalırken Ardem’i anlamak gerekir diye düşündüm. Ama hiç bir şey farketmez , her durumda Ardem’in sorununu anlamış durumdayım.
Ardem beyninde oluşan bir sorun yüzünden gotera muyandır aleni erde rute bilekur. Bütün hayatını buna adadı Ardem. Örneğin ismi , onun ismi de hepimiz gibi Erdem, Arda, ya da incir olabilirdi ancak ona böyle cliche yakışmazdı , o en başta da söylediğimiz gibi paradik karnı toktu böyle şeylere. O bir Antique ydı.
(Ardem Temelanaliz 23 Eylül 1955 Zürriyet Gazetesindeki Köşe Yazısı )
50 yıl sonra...
Yukardaki yazıyı ben de sizler gibi gazetede okumuştum. Saygıdeğer Rahmetli Gazeteci Yazar ve Nöroloji uzmanı Ardem Temelanaliz’i saygıyla anıyorum, huzur içinde yatsın.
Hepinizin bildiği gibi Ardem Bey’i akciğer kanserinden kaybettik. Ölümünün üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen arkasında bıraktığı sırlar halen çözülmemiş durumda. Örneğin yukardaki gördüğünüz otobiyografisinde niçin kendisinden başka bir insan gibi bahsediyordu?
Satranç tahtasındaki file binerek kaçmasının nedeni neydi ve nereye kaçtı? Kendisine neden bir antika diyor ve buna benzer bir sürü soru...
Yukardaki yazıyı okurken gözyaşlarımı tutamadım. Kendi hastalığına yaklaşımı beni çok düşündürdü. Bir insanın kendi öz benliğindeki varoluş sıkıntısıyla mutlak hiçliğini gözlemledim bu satırlarda. Sanki kepenkleri kapanmış bir pasajda açık bir dükkan gibi Ardem Bey’in gözleri , tabi ki ruhunun gözlerinden bahsediyorum. Beni duygulandıran diğer bir şey ise nasıl bir kafası bu kadar karışık bir haldeyken , sanki gugulda aranan bir motor gibi çalışması. Daha iyi bir ifadeyle , karabatakları göç ederken tasvir ediyor Ardem Temelanaliz bir romanında ancak kaza olunca karakutularına bakmayı nedense aklına getiremiyor. Ardem Beyi tanımlamak için bir tek kelime kullanmam gerekse Bohateri derdim ben.
Ardem Temelanaliz'in Hayatı ve Bütün Eserleri Kitabından
Yazan: Winston Churchil (super light)

0 Comments:
Post a Comment
<< Home