Koyuncan o gün abartısız 20 saat uyumuştu. Sabah uyandığında, kendi kendine kızdı.
‘Tamam , uyumak güzel şey. İnsanı güzelleştirir. Ama bu kadar da uyunmaz ki...
Herşeyin fazlası zararlı...’
Gerçekten de bu böyledir. Herşey güzeldir bir yere kadar. Ancak bir yerden sonra zararlıdır. Mesela kitap okumak güzeldir ama çok kitap okursanız gözleriniz bozulur.
Koyuncan, yüzünü yıkarken, sakallarının çok uzamış olduğunu farketti. Sakal iyi ama, fazlası iyi değil. Traş köpüğünden az biraz yüzüne sürdü. Çok sürüp cildine zarar mı verseydi ?!..
Mesela yemek yemek... Karnını doyurmak güzeldir ama çok yersek şişer, yürüyemez hatta balon gibi oluruz.
Kahvaltıda da ‘aşırıya’ kaçmayan Koyuncan, candan arkadaşı Kasapet’le buluşmak için yola çıktı. Yolda, ne kadar dengeli, tutumlu ve istikrarlı bir insan olduğunu düşündü. Hiçbir şeyde aşırıya kaçmaz , herşeyi olması gerektiği kadar diye düşünürken buluşacakları cafe’nin içinde Kasapet’i gördü. İçeri girdi ve konuşmaya başladı.
‘Seni çok bekletmedim umarım. Bilirsin herşeyin fazlası zararlı.’
‘Yok canım. Ben de daha yeni gelmiştim. Nasılsın bakalım?’
‘İyiyim. Ama çok da iyi değilim. Çünkü bilirsin çok iyi olmak da iyi bir şey değildir.’
‘Tabi tabi bilirim (!).. Portis nasıl?’
‘Artık kedilerle ilgilenmiyorum. Çünkü ‘çok’ ilgilenmişim...’
‘Biliyorum biliyorum....’
‘.......................’
‘ ’çok’ sustun!’ (sırıtarak)
‘Afedersin, dalmışım... Son günlerde çok dalmaya başladım, napcam ben?’
‘Koyuncan!’
‘Efendim Kasapet?’
Mesela hayvan sevgisi... Hayvanları sevmek güzeldir ancak bir sürü hayvanı evin içine doldurmak doğru mudur? Mesela tilki, mesela fare, mesela domuz. Böyle hayvanların ev hayatında ne işleri var? Herşeyin fazlası zararlı...
‘Koyuncan , biraz abartmıyomusun?’
‘Neyi!!!.. Neyi abartıyorum ben? Nasıl yaparım? ‘
‘ ‘Herşeyin fazlası zararlı’ demeyi’
(Koyuncan, rahatlamış bir şekilde, gülümseyerek)
‘Oh Kasapet, ben de bir şey zannetmiştim. Bir an beni çok korkuttun. Korkmak güzel şey doğrusu. Ama çok da korkmamak lazım.. Bilirsin-..’
‘Biliyorum, herşeyin fazlası zararlı demi... Hala anlamadın demi?’
‘Neyse başka şeylerden konuşalım.....bıdı bıdı bıdı bıdı’
‘budu budu budu budu...’
‘bıdı bıdı ‘fazlası zararlı’ bıdı bıdı...’
‘budu budu budu budu..’
‘bıdı bıdı bıdı zararlı bıdı..’
‘budu.... ‘
Mesela spor yapmak... Spor yapmak güzel şey. Ama sürekli spor yaparsak kaslarımız patlayabilir. Mesela internet... Çok internete girersek asosyal oluruz. Mesela konuşmak, çok konuşursak çenemiz düşer. Çok mal talansız, çok söz yalansız olmaz. Nerde çokluk orda bokluk. Azı karar çoğu zarar. Az , hakikatin kapısı çok ise afedersiniz orospunun evladı.O yüzden hiçbir şeyi çok sevmemek, hiçbir şeyi abartmamak zorundayız. Herşeyin fazlası gerçekten zararlıdır.
‘bıdı... Herşeyin fazlası.. Kasapet??!! Neyin var? Noluyo sana?’
‘Ulan mına koduklarım!! Yeter lan ibneler. Bir yandan sen bir yandan sen! Herşeyin fazlası sizin dötünüze girsin ...... Yeter artık!!!
Seninle olan ilişkimizi BURADA KESİYORUM koyuncan....’ (şeytani gülüş)
‘Ama.. Neden?... Yapma Kasapet? Biz iyi arkadaş değil miydik? Nolur yapma?’
‘Ahahahahaha....... ‘ÇOK’ yalvarma Koyuncan. Herşeyin fazlası zararlı değil mi? Ama artık herşey bitti...’
Yaklaşık bir saat sonra Koyuncan bir bacağından yüksek bir yere asılmış ve iç organları özenle çıkarılıyordu. Kasapet, yüzüne şeytanca bir gülümseme yerleşmiş bir durumda , bu etin yarısını da komşulara dağıtırım, herşeyin fazlası zararlı yaptı kendi kendine....
Mesela müzik dinlemek. Güzel birşeydir ancak fazlası sağır yapabilir. Mesela yüzmek , güzeldir ama köpekbalığı saldırabilir.
Sonuç olarak , kasabının et , koyununun can derdinde olduğu böyle bir toplumda herkes kendi bacağından asılmaya devam ettikçe, herşeyin fazlası her zaman zararlı olmaya devam edecektir.